Kasabamızda yıllarca bulunmuş olan ve ziraatçi Ahmet ÖZTÜRK abimizin esnaf ve sanaatkarlar odası adına yazmış olduğu köşesinde BİR ARPA BOYU başlıklı yazısında ilçemiz genelinin ne kadar geride olduğunu seçmenin istekleri ve geri kalmışlığın sebeplerini ele alıyor ve ekliyor:"Bu güne kadar havanda su dövdüğümüz yeter. İlçe adına büyük düşünelim, büyük işler peşinde olalım. Bu güne kadar bir arpa boyu bile ilerlememizin sebebi; kısır çekişmeler, içi boş vaatler, sen ben davaları, işi bilen adamlardan yararlanmamamız ve siyasi ikiliklerdir."
BİR ARPA BOYU
İhsaniye 1959 Yılında ilçe oldu. İlçe merkezi küçük ama çevre köyleri ile beraber nüfusu 35 bin kişiye yakındır. Afyonkarahisar’ın tüm ilçeleriyle karşılaştıracak olursak; çevre nüfusu olarak büyük ilçelerden birisiyiz. İlçeye bağlı 8 belde ve 23 tane köy mevcuttur. Hatta beldelerimizden çoğu nüfus olarak ilçe merkezimizden çok büyüktür. Beldelerimizden Döğer Kasabası İhsaniye’nin en büyük yerleşim birimlerinden birisidir. Döğer Kasabasında her türlü etkinliği, her türlü hizmeti bulabilmek mümkündür. Diğer Kasabalarımızın birçoğu da gelişmeye aday ama hizmet bekleyen yerlerimizidir.
Gazlıgöl Kasabası bir tatil köyü olma yolundadır. Beldemizden çıkmakta olan kaplıca suları, mevcut Kızılay Maden Suyu tesisleriyle, gelişme yolunda tartışılmaz bir beldemiz halindedir. Yani ilçe olarak çağdaşlığa adayız. Daha mükemmel bir çevre olmayı hayal ediyoruz ama yıllardır umduğumuzu yakalayamadık. İstediğimiz hedefe ulaşamadık.
İstediğimiz hedefe ulaşamama yolunda suçlu kim? İstediğimiz hizmeti zamanında alamadık mı? Bizden sonra ilçe olarak, bizlerden kat kat ileride olan ilçelerin gelişmişliklerinin nedenleri nedir? Bence bu soruların cevapları önce bu çevrede yaşayanlar olarak bir özeleştiri yapmakta saklıdır. Suçun büyük bir bölümü ilçe halkı olarak bizlerdedir.
Seçmen olarak ne istediğimizi? Ne zaman isteyeceğimizi? Politikacılardan çevremize hizmet getirmeleri yönünde nasıl bir hesap sormamız gerektiğini? Çevremize yapılacak büyük bir yatırım da dahi nasıl birlik olunmasını bilememekteyiz.
1970’li yıllar,1980’li yıllar,1990’lı yıllar geldi ve geçti. Afyonkarahisar-Kütahya Yolu Döğer’den geçerek daha gelişmiş bir yolla Kütahya’ya bağlanamaz mıydı? Bir ara bir laf çıktı. Afyonkarahisar-Gazlıgöl-İhsaniye-Sarıcaova istikametinden Eskişehir’e bağlanacak bir yol yapılacak diye. Ama bu güne kadar aslı çıkmadı.
Kırka bor madenlerinin sevk edileceği yerin Döğer Kasabası olması gündemdeymiş ama sonra nedense bu hizmet Değirmenözü’ne alınmış. Bunlar benim aklıma hemen geliveren yapılamamış ve kaçırılmış hizmetler. Daha iyileri, daha büyükleri düşünülebilinirdi. Zamanın imkânlarının daha iyileri değerlendirilebilinirdi ama yapılamamış.
O zamanlarda siyasi iktidarların sorumluları daha küçük işlerle uğraşmışlar. Yaptıkları en iyi iş; bizden olmayan memurların sürülmesi olayıdır. O zamanlardaki siyasi güçlerini kullanarak bu işleri çok iyi başarmışlardır. Ama ilçemizin iki geri bir ileri hareketini hiçbir zaman değiştirme yoluna gitmemişlerdir. Bu günde mi aynı durum sürüp gitsin?
Eskiden ilçemize 2-3 tane yolcu arabası sabah gider akşam gelirdi. Yani Afyonkarahisar’a gitmek isteyen insanlar sabah gidip, akşam arabalarının dönmesini beklemek zorundaydılar.1980’li yılların ortalarına doğru belediyeler yeni yeni yolcu otobüsleri almağa başladılar. Afyonkarahisar seferleri saat başı yapılmağa başlandı. İhsaniye’nin dışarı ile bağlantısı çok kolaylaştırılmış oldu. İhsaniye’yi bilmeyenler, Döğer’i, Karacaahmet’i, Sarıcaova’yı vb. yerleşim yerlerimizi bilmeyenler bizim yörelerimizi yakından tanımaya başladılar. Bizim insanımız dışarıya açılmağa başladı. İnsanımızın ufku açıldı. Çevre ile diyalogu arttı.
Bu gün hala mevcut yolcu otobüslerimizin düzenli çalışmalarını sağlayamadık. “İlçemizin diğer köy ve kasabalarına ait arabalar İhsaniye’nin her yerinden yolcu almasın. İlçenin her yerinde durmasın. Arabaların birbirleriyle yolcu kapmaca oynamaları, bazı belde ve köy arabalarının fiyat düşürmeleri, ilçemize yakışmayan görüntüler.” Birkaç belde ve köy arabaları haricinde Afyonkarahisar’a yolcu taşımakta olan otobüsler saatinde gidip-gelmemektedirler. Bazı arabalar saatli çalışan köylerin arabalarının önünden yolcu kapıyorlar. Bazen yolcular 1 saate yakın araba bekledikleri halde Afyonkarahisar’a gitmek için araba gelmiyor. Bazen 4–5 tane araba bir anda kalkıyor.
Bir Pazar günü Afyon’dan bir misafirim gelecekti. Sabahın 8.00’den saat 10.00,a kadar beklediği halde araba kalkmadığı için 2 saat beklemek zorunda kaldı. O’nun beklediği süre içerisinde Şuhut ilçesine 6–7 tane arabanın kalktığını söyledi. Şuhut İlçesinin ulaşımı ile bizim İlçemizin ulaşım düzenlerinin ne kadar farklı olduğu buradan anlamaktayız.
Köy ve kasabalarımızdan kalkıp, İhsaniye’den geçerek İlimize giden arabalarda bizimdir. İhsaniye-Afyonkarahisar arası çalışan arabalarda bize aittir. Hepsi de İhsaniye’liyi taşımaktadırlar. Bir düzen içersinde çalışmaları hepimizin ortak çıkarıdır. Unutulmamalıdır ki İhsaniye’ye ne kadar fazla insan taşınırsa, İlçe merkezi o kadar canlanacaktır. Yolcuları şurada indir. Burada bindir gibi gereksiz baskılardan ziyade, karşılıklı diyalogla belirlenen düzenlemelere gidilmesi daha mantıklı olacaktır. İlçemize gelecek insanlara zorluklardan ziyade kolaylıklar sağlayalım ki daha fazla insan ilçemizi ziyaret etsin. İlçemiz şenlensin, canlansın.
Bu güne kadar havanda su dövdüğümüz yeter. İlçe adına büyük düşünelim, büyük işler peşinde olalım. Bu güne kadar bir arpa boyu bile ilerlememizin sebebi; kısır çekişmeler, içi boş vaatler, sen ben davaları, işi bilen adamlardan yararlanmamamız ve siyasi ikiliklerdir.
Yeni hedeflere, yeni yatırımlara, köyleriyle ve kasabalarıyla capcanlı bir İhsaniye’ye kavuşmak dileği ile hepinizi saygı ile selamlıyorum.
|