Aslı-astarı olmayan şeylerle, yalan ve iftiralarla Türk tarihiyle hesaplaşmaya malzeme edilen Dersim tartışmalarında son nokta artık konulmalıdır. Türk milleti geçmişinden utanmaz Her şeyden önce, Türk milletinin ferdi olmaktan şeref duyan, bu ülkede yaşamayı onur sayan, bu devletle bir meselesi olmayan herkes şu tespite eksiksiz katılacaktır: "Allah a çok şükür, Türk milletinin geçmişinde utanacağı, sıkılacağı ve anlatamayacağı herhangi bir taraf yoktur. İmparatorluk yıllarımız da dâhil, sümen altı yapacağımız, görmezden geleceğimiz, izahta zorlanacağımız bir konu da bulunmamaktadır." Dersim bir ayaklanmadır.
Başta iktidar mensupları ve etrafındaki yanaşma ve beslemeler olmak üzere, Dersim konusunda sözü olanların eğer zerre kadar samimiyeti varsa, öncelikle devlet arşivlerini açıp gerçekleri dikkate almak ve gereğini yapmak zorundadırlar: "Dersim isyanının, ayaklanmasının savunulması adına siyasiler tepişircesine birbirine sataşmakta ve sanal bir gündemle ülkemizin gerçek meselelerini kapatmaya uğraşmaktadırlar. Oysaki gündem ağır ve vatandaşlarımızın sorunları fazladır. Ekonomi alarm vermekte, toplumun her kesimi çığlıklarına kulak verilmesini istemektedir. Nihayetinde bu iki parti de, aynı mantık ve eğilimle benzer görüşler sarfetmekte, yalnızca nüanslarda ayrışmakta ve ters düşmektedir. Bizim için bu iki siyasi zihniyetin Türkiye yi harap etmeleri, tarihten husumet çıkarmaları talihsiz olduğu kadar kabul edilemez bir sorumsuzluk ve vicdansızlık örneğidir. Dersim de cereyan eden hadiselerin her şeyden evvel tanımını ve ismini koymak lazımdır.
Milletimizin bu konuda daha iyi aydınlatılması için siyasiler değil, tarihçiler, milli vicdanlarını ipotek ettirmemiş aydınlar konuşmalıdır. Londra daki, Moskova daki, Vashington daki, Paris teki arşivlere de girilmeli, kimin kiminle sarmaş dolaş olduğu, ne gibi senaryolara destek verildiği netlik kazanmalıdır. Fakat üzeri örtülemeyecek kadar bariz bir gerçek vardır ki, o da Dersim olaylarının Başbakan ın sunduğu gibi katliam değil; apaçık bir ayaklanma olduğu hususudur. Düşünebiliyor musunuz; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kendi tarihimizdeki bir isyana katliam diyebilmektedir." Tarih şurası toplanmalı Türk milleti ağır ve haksız bir ithamla karşı karşıyadır. Bu ithamın mutlaka cevap bulması ve gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyor. Bu kapsamda şu önerilerimiz dikkatle incelenmeli ve bir karara bağlanması gerekmektedir: 1-Acilen ve kısa süre içinde bir Tarih Şurası toplanmalıdır. 2-Bu Şura da yer alan objektif ve araştırmacı niteliğe haiz değerli tarihçilerden kurulan bir heyete, devletin her türlü imkanı sunulmalı, başta Genel Kurmay Arşivi, TBMM tutanakları, Cumhuriyet arşivi olmak üzere bilgi ve belge edinecekleri tüm kapılar açılmalıdır. 3-Aynı zamanda araştırma ve incelemelerde bulunmak üzere; Rus, Birleşik Krallık ve Fransız arşivlerine girmeleri de sağlanmalı ve her türlü destek verilmelidir.
Yapılacak çalışmalar neticesinde ulaşılan sonuçlar değerlendirmeye tabi tutulmalı ve gerçekler neyse, nelerden ibaretse Türk ve Dünya kamuoyuna açıklanmalıdır. İşte bu durum karşısında; her şey tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak; kimin haklı kimin haksız, kimin hıyanetin tarafında kimin ise milletin yanında durduğu açıklıkla görülebilecektir. Bu itibarla Dersim isyanı bağlamında yürütülen kampanyanın ve kutuplaşmanın; geçmişimizin masaya yatırılarak tarumar ve taciz edilmesinin, dış ziyaretlerin belli bir takvim ve plan dâhilinde yürütülmesinin arkasında ve önünde gizli hesaplar olduğu gözden uzak tutulmamalıdır." |