KASABAMIZ BİZİM GÖZBEBEĞİMİZ
“Bana ne kasabanın halkından, gelişmek isteyen idealist gençlerden ve doğduğu kasabada gelecek bekleyen güzel insanlardan”
Diye başlayan duyguları taşıyan vatandaşlarımız olmuştur, olacaktır da…
Bu durum insanlarımızın yaşam tarzı anlayışı ile ilgili bir toplumsal konu. Hatta bir hastalık bu.
Bu hastalık, hedonizm yani zevkçiliğin yaşam amacı olması, egosantrizm yani bencilliğin ilişki biçimi olması, zamanla yalnızlaşma ve mutsuzluğun yaşam tarzı haline gelmesine neden olması olarak tanımlayabiliriz.
Hatta pop müziğinin ritmine ve yorumuna sosyal mutluluğa ulaşamamanın çığlığı diyebilirsiniz.
Bizim Ecdadımızdan aldığımız toplumsal olguları güzelleştirme ve bizi biz yapan değerlere sahip çıkma adına bizi birbirimize bağlayan bir çok gerekçelerimiz vardı. Artık az hatta çoğu yerde hiç yok…
Batı materyalist sistemi kapitalizmi yücelttiği için ekonomik hareketliliği sağlama yolunu değiştirdi. Önceliği üretim yerine tüketime bıraktı. İnsanlar arasında ihtiyacından daha çoğuna sahip olma düşüncesini besledi. Bu düşüncenin hakim olduğu yerde de beraber hareket etmek ve üretim için emek harcamak, kalkınmak için plan yapmak da zor olsa gerek.
Beraberlik, ortak değerlere sahip çıkma, toplumsal hareketlilikleri izlemek ve bunu toplum sağlığı için yeniden düzenleyip kullanıma sunabilmek gibi faaliyetler hep üretim aşamasının kademeleri. Ama bize hep tüketim yapmamız için bilgi veriyor sürekli izlediğimiz görsel yayınlar (TV.)ve ellerimizde okuduğumuz yazılı basın (gazeteler). Bunların bir çoğu da kapitalizmin hatta vahşi kapitalizmin gönüllü savunucuları gibi.. Kapitalist sistem tüketimi hızlandırmak ve satışları artırmak için rol modelleri üretmesi gerekiyordu. Küresel hakimiyeti ve kazancı gönüllü sömürülerle devam ettirmeyi amaçlamıştı. Kısmi olarak çok da başarılı oldu.
Ama unutulan, hiç hesaplanmayan bir içgüdüsel hareketliliği, insanı insan yapan değerlerden sapma sonucunu doğuracaktı bu sadece tüketim destekleyen vahşi kapitalizminin gönüllü savunucuları olan yayımlarımız.
Ve bu durumların devamı olarak
Uğrunda yaşamaya değer bir amaç verilmeyen genç insanlar amaç olarak zevkçiliği seçiyorlar. Zevklerinin bittiği düşündükleri zaman yaşam sebeplerinin de ortadan kalktığını algılıyorlar ve intihar ediyorlar. MJ nin sahip olduğunu zannettiği şeyler, ‘şöhret, para, güç’, sonunda o’na sahip oldu ve onu tüketti. Tarih de birçok örneği var. Öğrenmek isteyen olursa biraz kütüphane raflarının tarih bölümüne bir göz atsın.
Sosyalist olduğumu sakın aklınızın ucundan geçirmeyiniz.
Sadece sahip olunan maddi ve manevi değerler paylaşılmazsa, insan yayarına sunulmazsa eğer, bu insanlarda farkında olmadan mani hastalığının gelişmesine ve kişi psikolojisinin bozulmasına sebep olacaktır.
Döger kasabamızın hatta tüm Anadolu kasabalarının hepsine hitaben, kasabamızın idealist gençlerine, kasabamıza “gözbebeğim” diyebilen herkese…bireysel kaprisler, bireysel kapışmalar, sonucunda hiçbir kazanım olmayan tartışmalar yerine, neresinden tutulsa kopan bir anlayışın yerine
Hepimizin yararına olacak konularda biraz kafa yoralım.
Gözbebeği: insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı irise gelen ışığın miktarına göre değişir.
Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür.
Yani bu kararsız çember ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür.
Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır.
Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
Aşık Olununca Da Büyür Gözbebeği…
Demek ki Aşık Olunan Hep Uzaktadır.
ARADAKİ MESAFENİN VERDİĞİ ACIYI AZALTMAK İÇİN, MAŞUKA “GÖZBEBEĞİM!” DİYE HİTAP EDİLİR.
Değerli yazarın birisi böyle ifade ediyor gözbebeğini….
Sizce de öyle değil mi….
Bu kasaba bizim gözbebeğimiz… |