NEDEN
DERNEK ...
Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı Bağlanması Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesi dayanışmadır.
Birlikte olmanın ve birlikte hareket Etmenin göstergesi olarak DERNEKLER Yardımlaşma ve dayanışmanın günümüzde ilk akla gelenlerindendir. Dernekler birer Sivil Toplum Kuruluşlarıdır.
Dernekçilik en kısa ve öz olarak "Topluma Karşılıksız hizmet etmek" demektir. İnsanlar toplumsal varlıklardır ve tuz kendi başlarına yaşayamazlar. Bu yüzden Toplumun en temel taşları bireylerin, toplumsal sorunlara Kayıtsız kalmaması ve Dernekler oluşturması önemlidir.
Bu zorunluluk nereden doğdu?
En önemlisi değerlerimizin, iyi hasletlerin gelecek nesillerimize aktarılması, gelecek nesillere sahip çıkmak gerekiyor. Kuşaklar arasında uçurumlar Oluşan için bir şeylerin köprü olması gerekiyor. Hızla değişen ve İletişim çağını yaşayan dünyada Döğer kasabası insaninin birlikte paylaşacağı hüzünler sevinçler başarılar da vardı mutlaka ve olmalıydı da. Birlik-beraberlik içinde hareket edilmeliydi. Yalnız olmanın beraberinde Getirdiği güçsüzlük ve güvensizlik duygusundan kurtulmak, bir insanın başına üstesinden gelemeyeceği güçlüklere karşı bir araya gelerek Dayanışma sağlamak, zorlukları aşmada önem tasir.
Buradan anlaşılacağı üzere, hayatımızı zorlaştıran her olumsuzluğu birlikte hareket ederek aşabiliriz.
Kendi aramızda yardımlaşabiliriz. Ticari iş birlikleri oluşturabiliriz. Sosyal etkinlikler yapabilir, zaman zaman bir araya gelerek hoş vakitler geçirebilir, hatıraları yad edebiliriz. Bilgi paylaşımı, ekonomik güç birlikleri oluşturabiliriz. Bizler, bazen bir olayı, bir kederi, bir zorluğu, bir inancı, bir sevgiyi ya da bir merakı, paylaşmak için yola çıktığımızın farkında olalım.
Dernekler bireylerin ve toplumların kendi geleceklerini şekillendirmesine katılma çalışmasının araçlarıdır. Bu yüzden gerekli ve Geleceğimiz için önemlidir.
Geleceğin şekillendirilmesinde üzerimize düşeni yapmazsak, geleceğimizi mutlaka başka birileri şekillendirecektir. Aidiyet duygusuyla her alanda hafife alınmayacak bir güçle hareket etmeliyiz ki, bu bağlamda Dernekleri benimsemek, bireyin içinde var olduğu Toplumun değişim ve gelişim sürecinde bir seyirci olmaktan çıkıp, değişim Olgusuna aktif Katkıda bulunmak zorundayız.
Tabiidir ki Yapılacaklar fedakarlık gerektirir. Yani hep birilerinin bir şeyler yapmasını beklemeden, biz de bir şeyler yapmanın gayreti içinde olmalıyız. Döğer Kasabamızın daha güzel, daha Çağdaş, düzenli ve daha zengin olması için neler yapabiliriz diye düşünmeliyiz.
Bu noktada Döğerli insanlarımızın dertlerini dert edinmeyi, çözüm yolları Aramayı amaçlamalıyız .. Bunu yaparken de üç noktayı gözden kaçırmamak gerekli. Bunlar; Aileler üstü, Partiler üstü ve Cemaatler üstü olmak.
Hepsine eşit mesafede olmanın kucaklayıcı olduğunu bilmeliyiz ve faaliyetlerimizi bu doğrultuda şekillendirmeliyiz.
Elimizi Taşın altına koymalı harekete geçmeliyiz. Bana ne canım, "bize mi kaldı beldenin, köylünün sorunu" tarzındaki düşünceler bizi bir yere götürmez. Daha mutlu, sosyal dayanışması, yardımlaşması kuvvetli, saygı ve sevgiyi ve seviyeli muhabbeti kalplerinde inşa etmiş ileri bir toplum olmanın yolu bana ne hastalığından kurtulmaktan geçiyor.
Tarihten bir alıntıda; Kanuni Sultan Süleyman, bir gün kendisinden sonra devletin akıbetini hayal eder, günün birinde devlet inişe geçer çökmeye yüz tutar mı diye düşünmeye başlar. Bu gibi soruları çoğu zaman sütkardeşi meşhur alim Yahya Efendi 'ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu, ilmine inandığı Yahya Efendiye gönderir. Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları'nın akıbeti nasıl olur? Şeklinde mektubunu gönderir.
Mektubu okuyan Yahya Efendinin cevabı bir bakıma çok kısa ve özdür. Neme lazım Sultanım? Topkapı sarayında bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir anlam veremez. Yahya Efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez. Kalkar, Yahya Efendinin dergâhına gelir, sitem dolu sorusunu tekrar sorar: Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Soruyu ciddiye al!
Yahya Efendi duraklar: Sultanım sizin Sorunuzu ciddiye almamak ne mümkün? Ben sorunuzun üzerine iyice düşünüp ve kanaatimi de açıkça iletmiştim. Sadece iyi lazım sultanım demişsiniz olmak neme ama. Sanki beni böyle şeylere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum.
Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık sayi olsa, işitenler de bana ne, neme lazım, deyip uzaklaşsalar. Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin Hazinesi boşalır, halkin İtimat ve hürmeti sarsılır. Asayışê itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş de böylece MUKADDER hale gelir. Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak TASDİK eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir âlime memleketinin sahip olduğu için Allah 'şükreder, bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak oradan ayrılır.
Biz de "Neden bizim Derneğimiz, kasabamızın geleceğine imza atmak istemiyor. Neden kasabalının geleceği için gerekli olan Birleştirici Adımları atamıyor? "Sorusundan hareketle bu yazıyı yazdık.
"Bir araya gelince neler yapabileceğimizi görmeliyiz. Dernek çatısı altında birçok ihtiyaç sahibine ihtiyaçları doğrultusunda ulaşıp yardım etsek ne olur, fena mı olur? Kısmen de olsa belki bunları yapıyoruz, ama bunların gelecek zaman adına kurumsallaşması gerek miyor mu?
Derneğimiz üye olsun olmasın herkese açık olmalı. "Üye olmayan giremez, üye olmayan fikir beyan edemez, üye olmayan bizim Derneğimiz için düşünemez" diye bir şartımız olmamalı. "
Çocuk Eğitimi, Tarımsal ve Hayvansal Üretim ve Pazarlama, Koruyucu Hekimlik konularında bilgilendirme faaliyetlerini yürütse nasıl olur.?
Sonuç olarak aynı BELDE mensupları, aynı kaynaktan beslenen kardeşler olarak, yapacaklarımız yıkıcı, kırıcı ve küstürücü değil, Yapıcı olmalı ve diğer kardeşlerinizin meziyetlerini takdirle karşılamalı ve bu hasletleriyle sevinmeliyiz. Birlik olmalıyız çünkü devir birlik olma devridir. |