Anadolu kasabasının eğitiminden kim sorumludur.
Hiç kimse mi yoksa herkes mi?
Hem mülki açıdan hem de sosyolojik açıdan bir yerleşim yerinin meşru kanaat önderleri, resmi temsilcileri o yerleşkenin tüm idaresinden ve hareketlenmelerinden sorumludur.
Muhtarları, kaymakamları ve valileri Esnafı, dernekleri, meslek odaları, kooperatifleri ve belediye başkanları…
Yeni nesil yerel yönetim anlayışında ve uygulamasın en ön plana çıkan kavram sürdürülebilir yerel kalkınma ve devamlılık sağlayacak belde yapılanmasıdır.
1. BELEDİYE BAŞKANI seçime girerken halkın bütün sorunları ile ilgilenir, seçimden sonra sadece hizmet ihaleleri ve imar planlarındaki değişikliklerle uğraşır. Belki bina yapar ama yapılan binanın içindekiler önemli değildir. Beş yıl sonra hatırlanır oradakilerin bu kasabanın çocukları olduğu. Ve değerli kasabalı da ne hikmettir bilinmez sözelde ifade ettikleri sorunları yazılı hale getirmez. Ve sayın başkan da böyle bir sorun yok der… İktidarı ve muhalefeti ile hepimiz bu kasabanın insanı değil miyiz? Hepimiz bu kasaba da hayat bulmadık mı? Bu Kasabanın her taşında, her sokağında, her camisinde ve okulunda, ana caddenin kenarında ilçeye otobüs beklediğimiz sırada etimiz sohbette, her sebze ve meyvesinin tadında, her hediyeliğinin ikramında ve bunun gibi içtiğimiz şu güzel suyumuzun tadında hayat bulmadık mı?
Bu kasabanın ve kasabalının geleceğini siyasi ihtiraslarınıza ve bireysel çıkarlarınıza kurban etmeyiniz. Lütfen okulunuza ve okulumza sahip çıkınız. Sizin öncülüğünüzde sayın valimize yapılacak olan bir talep, uygulamada kesinlikle yerini bulacaktır.
2. ESNAF ODALARI: kendi aranızda güzelleşirken sizden sonrasına hitap edecek olan yavrularımız sizi hiç ilgilendirmiyor mu? Kasabamız sürekli nüfus olarak göç verirken ve bunun yanında ekonomik olarak yerinde saymak bir yana sürekli kan kaybederken siz sütten çıkmış ak kaşık mısınız..
3. DERNEKLER: sahi sizin kuruluş amacınız ne idi? Tabela asarak “tambela” olmak mı yoksa kasabanın ve kasabalının bireysel olarak anlamlandıramadığı organizasyonlara öncülük etmek mi? Kuruluş amacınızı yılda kaç kere düşünüyorsunuz? Rüyasında derneğin idealini gören kaç kişi var.
Çocuklar, gençler ve gençlerin geleceği ile eğitimi bu derneğin neresinde. Eğitime devlet karışır burası doğru. Ama kasabalı eğitim adına düşünme konusunda düşünce engelli mi…
Bu derneğin kurucuları bizim kasabalıya hani, gençlerimiz de bu kasabalı onun için diyorum.
4. KOOPERATİFLER: Köye ve köylümüze, kasabaya ve kasabalıya ilaç olması için kurulan kooperatifler bu günlere geldiğinde ne kadar amacına hizmet eder haldedir tartışılır duruma gelmiştir. Şimdi kooperatifin sevk ve idaresinde görevli olan tüm vatandaşlarımızı göreve davet ediyoruz. Endişe etmeyin eliniz taşın altında kalmayacak. Bize güvenin. Kasabalıya güvenin. Gençlere güvenin ve onları düşünün. 1960”lardaki gazoz fabrikasını bu günlere taşıyamayanları kimse hayırla yad etmiyor. Her şey göründüğünden ibaret değildir. Hani bu dünyanın bir de öbür tarafı var ya, orada da size hayırla yad edecek insanlar ararsınız. Belki bulursunuz. Önce yetiştirmek lazım.
MÜLKİ İDARECİLERİMİZE GELİNCE:
5. SAYIN VALİMİZ:
Eskiden hem idari, hem hukuki, hem de operasyonel olarak sayısız sorumluğu olan valimiz şu anda en ön plandaki yazılı tanımı hukuka uygunluk açısının sağlam olmasının temini. Ve yürütmenin vermiş olduğu talimatların uygulanmasını sağlamak. Şimdi milli eğitim açısından en yetkili birimimiz valimiz olduğu için okulumuzun meslek lisesi yerine Anadolu lisesi olması onun imzasından geçecek. Kasabamızdaki sivil otorite valimize herhangi bir talepte bulunmazsa ne olur? Ben size söyleyeyim: Okulumuz meslek lisesi olur. Peki meslek lisesi çok mu kötü. İşte film burada kopuyor. Türkiye’nin en önde giden sorunu uygulama için yazılanların uygulama ile örtüşememesidir.
Kimse kimseyi boş yere kandırmasın. Burası İngiltere değil, Almanya hiç değil. Önce devlet büyüklerimiz Avrupalı gibi düşünsün uygulamaya ön ayak olsun, daha sonra vatandaşımızdan risk almasını talep etsin. Artık her şeyin en iyisini devlet bilmiyor. 1960-1980 yıllarında değil 2010 yıllarında yaşıyoruz.
Ülkemizin en prestijli üniversitelerinden birinde yaşadığımız iki ayrı durumu ben yazayım siz yorumlayın. İki tane sınıf. Birisi muhasebe sınıfı 60 kişilik. Hepsi ticaret meslekten mezun. Diğeri yerel yönetimler sınıfı 30 kişilik, 8 kişi meslek liseli diğerleri düz liseden gelmiş.
Yıl sonu geldi. Muhasebe sınıfından sınıf geçen 2 kişi, sınıf tekrarı gereken 58 kişi. Yerel yönetimler sınıfından sınıf geçen 23 kişi, sınıf tekrarı gereken 7 kişi. Bu rakamsal değerler sizde nasıl bir okul alt yapısını ve programını ifade ediyor.
6. SAYIN KAYMAKAMIMIZ. Belediye ile hem ayrı hem ortak görev alanlarınız var. Bu kasabada ne kadar görev süreniz olacak tam belirli değil. Siz de duruma en az bizim kadar vakıfsınız. Eğer sizler ve bizler herhangi bir girişimde bulunmaz isek, ki bunun tam aksini ümit ediyoruz, bu Afyona ve Döğer’e dereceler kazandırmış, ülke çapında ve dünya çapında siyasetçiler yetiştirmiş bir lisenin artık idealsiz bir lise haline gelmesi kaçınılmaz bir sondur.
Böyle güzide bir lisenin sahip çıkanı olmadığı için körelmeye mahkum edilmesi aslında kasabanın ve kasabalının geleceğinin biraz daha karartılması demektir. Öyle ümit ediyoruz ki insani ve vicdani değerler, siyasi olguların ve ideallerin önüne geçerde kasabamız bu okuldan yoksun kalmaz. |