ANKARA NIN GÜNEŞİ VE BİZ...
Senin Yazdığın, Prosedürler Ve Kurallar Ne Kadar İnsani Ve İyimser Olsa Da, Operatör İnsan Olduğu İçin Bir Yere Kadar Başarılısın, Senin Yazdığın Kuralların Uygulama Verimliliği İle yerindeliği ve Asallığı, Benim Vicdanımın Seviyesi Kadardır...
Bürokrasiden şikâyetçiyiz... Bürokrasinin kademelerinde yer alan kişiler sanki bu ülkenin vatandaşı değil. Sanki onları ithal etmişiz de, ithal mal kullanmak istemiyoruz, yerli mal istiyoruz der gibi bir davranış biçimimiz var. Doğruluğu yanlışlığı bir tarafa, içinde bulunduğumuz reel algılama durumu böyle.
Sağlık memuru olmam ve acilde görev yapmam sayesinde günlük 200 ile 500 arasında farklı birey ile yüz yüze diyalog halindeyim. Herkes kendisine torpil istiyor. Bir de acilde çalışıyorum. Düşünsenize, bir başka acil hastanın hakkını talep ediyorsunuz. Bu ne kadar insani sizce. İşte bunun gibi örnekleri her kurumda her birimde çoğaltabiliriz. Herkes torpil istiyor. Ama nedendir bilinmez herkes torpilden şikayetçi.
Sayın başbakan oligarşiye karşı savaş açtığını söylüyor ya, buna kendisi inanıyor tamam kabul de, ekibi ne kadar buna taraftar ve yerindeliği aktif tutuyor.
Gelişmeyen, gelişemeyen Anadolu kasabalarının yegâne sorumlusu sayın kaymakamlardır. Çünkü bu güne kadar merkezi idarenin ajanlığından başka hiçbir hizmet üretemeyen kaymakamlar. Köy okullarının kapanmasının en birinci sorumlusu kaymakamlar... Köyden kente göçün en başta gelen katsayısı kaymakamlar.
2010 yılında bir ilçenin kaymakamının köylü ile nasıl dalga geçtiğini canlı canlı görünce, başbakana yazı yazasım geliyor... Yazmasına yazalım da bu işte bir gariplik var. Yazdığımız yazılara ilk önce il özel idaresi sekreterinden cevap istiyor... İl sekreteri de kaymakamdan cevap istiyor... İşte sıkıntı da tam burada ortaya çıkıyor. İl genel sekreterinin kaymakamı olumsuz bir şekilde değerlendirmesi mümkün müdür... Sayın genel sekreterlik makamı bir yolunu, bir üslubunu bulup kaymakamı temize çıkarıyor. Vatandaşın kendisinin ve bilgisayarının "IP"nin fişlenmesi yanına kalıyor. Mesela ben bir sorunu yazdım sayın BİMERE... Ve ısrarla takip ettim ne olacak diye. En son halinde şu yazıyor: gereği yapıldı. Oysa ilgili sorun ile alakalı olarak taraflar bile dinlenilmemişti.
Hep merak etmişimdir insanlar kaymakamlara neden saygı duyar ve ikramlarda bulunur diye... Halen de anlamıyorum...
Şimdi bizim kaymakamımızı ele almadan önce en son faaliyetlerinden dolayı tebrik etmezsem büyük haksızlık olur.
Değerli kasaba sakinlerimiz. Kamu yararına bir aktivasyon hayat bulurken bireysel menfaatlerimizi, ihtiraslarımızı ve haksız çıkarlarımızı küften bir kenara bırakalım. Hani kendi çocuklarımız için güzel bir gelecek hazırlama gayreti içindeyiz ya sürekli, kendi çocuklarımızı insani değerleri özümsemiş ve birikimli bir birey olarak yetiştirirken onların etrafını dikenli tellerle çeviriyoruz farkında değiliz. Hep dile getirdiğimiz gibi kamu yararını merkezde tutarak, toplumsal ortak fayda yaratacak faaliyetleri desteklemeliyiz. Desteklemeyene destek olmamalıyız.
Değerli kaymakamımızın, kedisini seçkin addeden bireylerin yararına değil, vatandaşın yararına yapacağı tüm faaliyetleri lütfen gönülden destekleyelim...
Türk e ev bark olan her yer, sağlığın, temizliğin, güzelliğin, modern kültürün örneği olacaktır. Devlet kurumları yanında, doğrudan doğruya bu işlerle ilgili olan belediyelerin bu görüş ve düşünüşle çalışmalarını istiyorum. Atatürk |