Liseye ilk başladığım yıllar beni bir okuma merakı sarmştı ama okuduğum kitaplar genellikle siyasi kitaplar olduğu için çevremden devamlı tepkiler alıyordum.Arkadaşlarım bu tip kitapları sevmediği gibi benim okumamıda gereksiz buluyorlardı.
Çevremde gözlemlediğim insanların çogu siyaseti bulaşılmaması gereken,başına iş açan insanın elini yakıcak bir maşa gibi görüyordu. Bazen özellikle yaşlıların olduğu ortamlardada hep şunu duyardım; aman sakın öyle şeylere bulaşmayınheryerde böyle şeyleri konuşmayın derlerdi. Peki biz ne konuşmalıydık...ne düşünmeliydik...Yanlızca günlük hayatın geregi olan klişeleri yapıp hayata dair hiçbir görüşü ve duruşu olmayan bir ot gibimi yaşamalıydık. İnsanlara sus! konuşma! fikrini açıklama denildi...İnsanlar görüşlerini,duygularını bastırdı ve sonuç olarak rüzgar nereye iterse oraya giden,amaçsız,güdülmeye hazır yapılan haksızlıklar karşısında hakkını aramayan,fikrini açıkça beyan edemeyen bir toplum oluştu. Bu kabul edilemez bir durumdu ama malesef hep bir önceki nesil gelecek nesili böyle güdülemişti. Koskoca devlet erkanında (mecliste)bile bir vekil konuşma yapmaya başladığında diğerleri ona oturduğu yerden bağırıp hakaret ediyordu,birbirlerinin fikirlerine nezaket göstermeye tahammülleri dahi yoktu.İşte bu tahammülsüzlüğün tek nedeni bizim siyaseti tam öğrenmememiz,tartışmamız gereken yaşta bize siyaseti korkunç birşeymiş gibi göstermeleri ve tartışma fırsatı vermemiş olmalarıdır. Bırakın çocuklarınız siyaseti tartışsın,öğrensin,bir amacı bir dünya görüşü olsun.Olsun ki yarın oy kullanmaya gittiğinde bilinçli bir seçman olarak oyunu kullansın.Unutulmamalıki çocugunuz gibi birsürü gencin görüşleri ve oyları bu ülkenin geleceği demektir... Emin ve Aydınlık yarınlara... |