İnsan yaşantısında, paranın satın alamadığı bazı kavram ve değerler vardır.... Bunlar "zaman "kavramı ve insanı insan yapan, mutlak duygu "sevgi"dir.Dünyanın servetine sahip de olsanız zamanı durdurmaya ne gücümüz yeter ne paramız...Zaman büyük bir hızla geçip,gider yanımızdan...Kaçırırsak ne zamana ayak uydurabiliriz,ne de geri getirebiliriz...
Sevgi de böyledir.Büyük,küçük hiç kimseye zor kullanarak kendimizi sevdiremediğimiz gibi; zoraki bir sevgi de aşılayamayız.. Bütün servetimizi de döksek: İnsanların kalbinde gerçek bir sevgi yumağı oluşturamayız...Zaman, sevgiyi anlayabilen tek kavramdır.Zaman ve sevgi çok da iyi anlaşırlar aslında..Bunu biz farkedemeyiz... Günün birinde hayat masallarla doluyken "ahlak","su" ve "ateş" arkadaş olmuşlar. Askere de birlikte gitmişler. Aralarında anlaşma yapmışlar."Şayet tatbikat sırasında birbirimizi kaybedersek işaretleselim"demişler...Su hemen atılmış konuya,"Eğer beni kaybederseniz, kulağınızı iyice açın;çağlayarak size nerede olduğumu haber veririm"demiş...Bu kez ateş konuya girmiş;"Eğer ben kaybolursam, gözünüzü dört açıntdumanımla size haber veririm"demiş...Bir köşede onları dinleyen "AHLAK"anlamlı, anlamlı gülerek konuya noktasını koymuş;"Beni asla kaybetmeyin beni birkez kaybederseniz asla bir ömür boyu bulamazsınız"demiş. İşte zaman ve sevgi de sımsıkı sarılıp kaybetmememiz gereken birer hazinedirler. Kaybedince geri gelmeyecek hazineler...Siz siz olun,zamanı ve sevgiyi kaybetmeyin...
SEVGİYİ EN ÇOK ZAMAN ANLIYOR...! Mutluluk,sevgi,üzüntü, gösteriş. Zenginlik, bilgi gibi insanlara özgü tüm duygu ve değerler, küçük bir adada,birlikte yaşıyorlardı Adada bir gün büyük bir tehlike oluştu.Ada kısa bir süre sonra batacak,sulara gömülecekti. Tüm yaşayanlara; kendilerine bir sandal bulup, adayı terketmeleri duyurusu yapıldı. İçlerinden biri dışında tüm duygular, kendilerine birer sandal buldular ve adadan ayrıldılar. Adayı terk etmeyen o tek duygu, sevgiydi. Ada tümüyle sularla kaplanıncaya kadar sevi yerinden kıpırdamadı.Ada sulara gömüldükten sonra ancak,yardım çağırışında bulundu. Sevginin çağırışını ilk kez,"Zenginlik"duydu. Zenginlik hemen sandalını yanaştırdı ve sevgiye"Ne yapabileceğini sordu." "Beni de alır mısın yantna?"dedi sevgi...Zenginlik özür diledi:"Kusura bakma, sandalımda o kadar çok altın ve gümüş var ki...Seni alabileceğim boş yerim yok"dedı. Sevgi bu kez,"Gösteriş"e sordu; "Sen kurtarabilir misin beni, Gösteriş?" dedi. Gösteriş Sevgi yi tepeden tırnağa süzdü: "Kusura bakma alamam seni, her tarafın sırılsıklam.sandalımı berbat edersin..."dedi. Biraz öteden Üzüntü geçiyordu. Sevgi bu kez, Üzüntü ye yalvardı: "Ne olur Üzüntü ... Sen kurtarsana beni..." Üzüntü başını iki yana salladı: "O kadar üzgünüm ki, kimseyi istemiyorum yanımda...Kendi başıma yalnız kalmak istiyorum..."dedi. Sevginin gözü, biraz ilerdeki Mutluluğa takıldı: "Mutluluk, Mutluluk "diye sevinçle seslendi:"Lütfen sen kurtarır mısın beni?" Mutluluk öylesine kendisiyle doluydu ki. Sevginin çağrısının farkına bile varmadı. Tam o anda bir ses duyuldu: "Bana gel, ben kurtarırım seni" dedi bu ses. Sesin sahibi yaşlı bir kişiydi. Sevgi.yaşlı kişinin bu yaklaşımından o kadar mutlu oldu ki, ona adını bile sormayı akıl edemedi. Yaşlı kişi sandalıyla yaklaştı ve Sevgi yi yanına alarak onu,adayla birlikte sulara gömülmekten kurtardı.Sonra da karaya getirdi,bir şey söylemeden uzaklaştı,gözden kayboldu. Sevgi karada,Bilgi adında bir başka yaşlı kişi ile karşılaştı ve ona,kendisini kurtaran kişinin adını bilip bilmediğini sordu. "Ha.onun adı mı?"dedi Bilgi..."Onun adı Zaman dır" Sevgi merakla sordu: "Ondan başka hiç kimse bana yardım etmedi,beni kurtarmadı" dedi. "Söyler misin.lütfen...Zaman neden kurtardı beni?" Bilgi,anlamlı bir biçimde gülümsedi: "Çünkü senin, ne kadar büyük olduğunu ancak o anlayabilecek olgunluktadır da ondan...Sevginin ne kadar yüce olduğunu,ancak zaman anlayabilir" dedi. Ve sonra da,Sevgiyi tanımaları gerektiği biçimde tanımayan herkesin kulağına küpe olabilecek değerdeki şu sözleri fısıldadı: "Gerçek Sevginin yüceliğini; öğrenmek, anlamak istiyorsanız,siz de, hemen Zamana başvurun...Zaman geçip gitmeden ...Zaman kaybolmadan..."
|