Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez, Partisinin Afyonkarahisar il binasında yaptığı konuşmada
Terörün artmasına katkı sağlayanların, terörü engellemelerini beklemek hayalden öte bir şey değildir” dedi. MHP Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez, partisinin Afyonkarahisar’daki belediye başkanları ile İl Başkanlığı binasında bir araya geldi. Toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Didinmez, Türkiye’de 2002 yılında terörün bitme noktasına gelmesine rağmen 8 yıl içinde artış gösterdiğini ileri sürerek; “Bugün Türkiye’de 2002 yılında 57. Cumhuriyet Hükümeti görevi devrettiğinde sıfıra indirgenmiş ve kökü kazınmak üzere olan terörün tekrar çok sayıda güvenlik güçleri mensuplarının şehit olmasına vesile olacak şiddette artıyor olması, terör örgütü elebaşlarının, İmralı canisinin inisiyatif alarak terörü istedikleri dozda ve istedikleri yerde ve şekilde yapabileceklerini kamuoyuna anlatmaya çalıştıkları bir süreç içerisinde 8 yıllık teslimiyetçi anlayışla ülke çıkarlarına öncelik vermeyerek, başka merkezlerin çıkarları doğrultusunda kararlar alıp, bu kararları uygulayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin aldatma ve kandırma siyasetinin yapabileceği bir şey kalmamıştır” şeklinde konuştu.
“GÖVDESİ MHP’DE, KAFASI BAŞKA YERDE OLANLAR VAR” 12 Eylül’de yapılacak referandumda MHP tabanının ‘evet’ oyu vereceği yönündeki iddialara ilişkin bir soruya Didinmez, şöyle yanıt verdi; “Bu Sayın Başbakan’ın kendince ilkesiz, ölçüsüz ve seviyesiz siyaset anlayışının bir ürünüdür. Tabanı ile tavanı olmayan tek hareket milliyetçi harekettir. Türkiye’nin neresinde olursa olsun her ülkücü, her MHP’li, MHP’nin kararlarına uymayı bir vazife addeder. MHP’nin aşağıdan yukarıya bilgi ve tespitleri ile şekillenen kararlarına her partili ve her ülkücü uymayı bir vazife olarak görür. Bu dün de böyleydi bugün de böyledir. Ancak Sayın Başbakan’ın ya da mesai arkadaşlarının şekillendirdiği ve ifade etmeye çalıştığı yalanlara gerekçe olarak ifade ettikleri kişi, kurum, kuruluş veya şahısların MHP ve ülkücülük ile alakası yoktur. MHP’nin teşkilatları, kurum ve kuruluşları bellidir. Siyaset yaparken ilke ve esasları bellidir. Gövdesi MHP içerisinde kafası başka yerde olan insanlara tavsiyemiz kafaları ile gövdelerini arzu ettikleri bir yerde birleştirmeleridir. MHP’linin ve ülkücünün eskisi de olmaz yenisi de olmaz. Ülkücü ülkücüdür, MHP’li MHP’lidir.”
“GÖRÜŞME TALEBİNİ KABUL ETMEDİK” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi parti başkanları ile görüşeceğini açıklamasının ardından MHP’nin hangi şartlarda görüşmenin gerçekleşebileceğine dair açıklamaları yaptığının altını çizen Didinmez, Başbakanın CHP, SP, DSP, BBP ile görüşmelerini gerçekleştirdiğini belirterek; “Umarız ki bu görüşmeler neticesinde hayırlı sonuçlar çıkar. Ancak MHP olarak biz terörün bu hale gelmesine katkı sağlayan anlayışından vazgeçtiğini ve pişmanlık duyduğunu ifade ederek gizli emellerini bir tarafa bırakıp, İmralı canisi ile onun önermelerini demokratik açılım adı altında Türkiye’ye dayatmanın nelere sebep olduğuna dair yanlışlarını kabul ederek, milletten özür dilemesi ve bunu beyan etmesi şartlarına bağlı olarak görüşebileceğimizi ifade ettik ve kamuoyu ile de bunu paylaştık. Ancak böyle bir özür, böyle bir pişmanlık, böyle bir beyan söz konusu olmadığı içindir ki biz Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sıfatıyla mı, Başbakan sıfatıyla mı hangi sıfatla yapacağı meçhul olan siyasi parti liderleri ile görüşme teklif, öneri ve taleplerini de kabul etmedik” dedi.
“EN ÖNEMLİ TEHDİT UNSURU; TERÖRDÜR” Adalet ve Kalkınma Partisinin göreve başladığı günden bu yana izlediği politikanın ülkeye faydadan çok zarar getirdiğini ifade eden Didinmez, ülkenin karşı karşıya olduğu en önemli problemi toprak bütünlüğünün bozulması olarak gösterdi. Bölünme tehlikesinin yanı sıra ülke içerisinde varlığını sürdüren diğer sorunlara değinen Didinmez, sorun kaynaklı olarak gösterdiği AKP hakkında şu değerlendirmelerde bulundu; “Birçok sorunu beraberinde yaşayan halkımız 8 yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin gerçek sorunlarına çözüm bulunma yerine bu sorunlarının ağrılaştığı ve ülkemizin dört bir tarafında yaşayan vatandaşlarımız tarafından da hissedilmektedir. Ülkenin problemleri neler diye sorulduğunda verilen cevaplar ortak cevaplardır. Öncelik sırlaması değişmekle beraber ülkenin en önemli problemleri bölücü terör örgütünün siyasallaşması neticesinde ülkenin karşı karşıya bırakıldığı bölünme tehlikesidir. Terör buna bağlı önemli bir tehdit unsurudur ve yoksulluk, yolsuzluk ve yozlaşma, iş ve aş yetersizliği, istihdam yetersizliğidir. Azalacağı yerde artarak devam eden sorunlar 8 yıllık iktidar döneminde başında bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kaynaklanan sorunlardır”
“HER EVDE BİR İŞSİZ YARATILDI” AK Parti iktidarının izlediği ekonomik politikayı da eleştiren Didinmez, iflas noktasında değerlendirdiği ekonominin her evde bir işsiz yarattığını ifade etti. Açılım sürecini, iktidarda yaşanan olumsuzlukları kapatma noktasında bir çaba olarak yorumlayan Didinmez; “Yüksek faiz, düşük kur ile yürütülen ekonomi modelini tercih eden AKP artık sosyo-ekonomik alanda iş ve aş olma, istihdam geliştirme ve ekonomik değerlerin adalet ile dağıtılması, refahın güçlendirilmesi, gelir dağılımdaki adaletsizliğin ortadan kaldırılması için yapabileceği hiçbir şey kalmamış, deniz bitmiş karaya dayanılmıştır. İflas eden ekonomik ve sosyal politikaların basiretsiz ve beceriksiz bir yönetim anlayışı ile Türkiye’de her evde bir işsiz yaratmayı başaran bu iktidar bu başarısızlığını, beceriksizliğini ve basiretsizliğini örtmek için sözde demokrasi hak ve hürriyetler adı altında gelişme, açılım diye ülkemizde gerçek problemleri göz ardı edip insanlarımızı çok farklı noktalarda birbirlerine karşı kin, garez besleyecek hale getirip sürekli tartışmayı, kargaşa, kaos ve kutuplaşmayı alışkanlık haline getirip, bunlardan mağdur unsurları yarattığını ifade edip bundan da siyasi rant elde etmeyi alışkanlık haline getirmiş ve çoğu kez tekrarlamıştır” ifadelerine yer verdi.
“SON SÖZÜ HALK SÖYLEYECEK” Açılım sürecini ‘yıkım süreci’ olarak değerlendiren Didinmez, Anayasa değişikliği sürecinde de son noktayı halkın söyleyeceğini kaydetti. Didinmez; “Açılım adı altında uygulamaya koyduğu yıkım projesi Türkiye’de bin yıllık kardeşliği ortadan kaldıran yok etmeye çalışan ve insanlarımızı birbirine karşı önce çatıştıran, ayrışmayı hedefleyen bu proje demokratikleşme adı altında saklanarak yandaş unsurlar ile yönetimimize dayatmaya çalışılmaktadır. Bu manada bakıldığında yıkım projesinin birinci aşamasının devamı için Anayasa değişikliği teşebbüslerini partimizin şiddetle karşı çıkmasına rağmen parlamentoda meclisteki sayısal çoğunluğunu demokratikleşmeyi ve demokrasin gelişmesini iddia ederken meclis gurubu üyelerine dahi oy kullanmaları esnasında her türlü baskıyı yapmak sureti ile parlamentodan anayasa değişikliği paketini referanduma götürecek bir sayısal destek ile uzatmayı başarmışlar. Anayasa Mahkemesinin siyasallaşarak vermiş olduğu kararlar neticesinde 12 Eylül 2010 tarihinde anayasa değişikliği referanduma götürülecek ve referandum 2010 tarihinde milletimiz bu olup bitenlere dair kendi iradesinde bir karar uygulayacak” dedi.
“REFERANDUMDA ‘HAYIR’ DEMELİYİZ” Referandum sürecinin halk tarafından doğru algılanması gerektiğini hatırlatan Didinmez, parti olarak üzerlerine düşen her türlü görevi yerine getireceklerini kaydetti. Referandumda hayır kampanyası kapsamında görüş ve düşüncelerini paylaşmaya devam edeceklerini sözlerine ekleyen Didinmez; “Bu sürecin millet tarafından iyi algılaması gerekir. Bu noktada partimize çok büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Bu manada teşkilatlarımız bu milli bir mesele hususunda üzerine düşeni yapacaktır. Belediye başkanlarımızda yaşanılan şehir ve beldelerde hemşerilerinin desteği ile ülkemizi 36 parçaya bölmeye çalışan birlik ve beraberce bugüne kadar gelen ülkemizin kardeşlik içerisinde bir ve beraber şekilde hemşerilerimize anlatma konusunda büyük görevler düşüyor. 13 Temmuz 2010 tarihinde milletvekillerimiz merkez yönetim kurlu üyelerimiz il ve ilçe başkanlarımız Ankara’da ki referanduma hayır kampanyasında Anayasa değişikliğine ilişkin referandumda hayır kampanyasında esas unsurlarını bir kez daha paylaşmış oluyoruz” şeklinde konuştu.
“ANA DEĞİŞİKLİĞİ GİZLİ EMELLERDEN OLUŞUYOR” Ortaya konulan Anayasa değişikliğinin farklı emelleri barındırdığına dikkat çeken Didinmez, Anayasa değişikliğine MHP’nin hayır diyeceğini vurguladı. Avrupa Birliği merkezli program uygulamaları ile ülkenin yönetilmeye çalışıldığını dile getiren Didinmez; “Ana unsurlar çerçevesinde referanduma kadar her kademede yer alan milletimizin aldatma ve kandırma siyasetinin bir ürünü olan milletimizi yakından ilgilendirmeyen Anayasa değişiklik paketi, bir şeylerin ilki varsa ikincisinin de olacağı bilinmesi gerekir. Anayasa değişikliği içerisinde saklanmış gizli emeller neticesinde yıkım bölgesinin hayat geçirilmesi sonucunda 780 bin kilometre kare büyüklüğünün adım adım küçültülmesi ve 72 milyon olduğu ifade edilen ülkenin nüfus yapısının farklı yönetim anlayışı ile bir ve birlik ile bulunuyor olmasının ortadan kaldırılması ve gizli emellerin hayata taşınmasının birinci teşebbüsü olan Anayasa değişikliği üzerine MHP milyon kere hayır diyecektir. Bu olup bitenler Avrupa Birliği merkezli ve okyanus öncesi bir plan program uygulamalarını Türkiye’deki lobiciler ile milletimizi yok edecek bize ait değerleri bir arada ve birlikte güçlerimizi kuvvetlendirerek iktisadi, kültürel manada bölgelerimizi güçlü bir devlet olarak millet olmayı ortadan kaldırmak için gösterilen çaba karşısın da dik duran, gerçeklerle bağdaşmayan siyasi ahlak kurallarını zorlayan, sınırlayan, karalayan ve MHP’nin milletle buluşmasını engelleyecek teşebbüslerin varlığı her geçen gün artmaktadır. Bunun artacağı da partimizin bütün mensupları tarafından dikkatle takip edilmeli ve bu dik duruşun her daim sergilenmesi ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.
|