Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı, hükümeti eleştirdi. Afyonkarahisar Çakmak Otel’de düzenlenen referanduma ilişkin toplantıda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı, “Bu paketin iki amacı vardır. Birincisi PKK açılımının önünü açmak, kendisinin milli birlik ve kardeşlik projesi dediği ihanet projesi var ya onun önünü açmak, ikincisi de yolsuzlukların hesabını vermekten kaçmaktır” dedi.
Anayasa Değişikliği paketinin halkın beklentilerinden uzak, PKK’nın üç ana konudaki taleplerini karşılamak için yapıldığını söyleyen Bölükbaşı; “Amerika’nın baskısı ile PKK’nın 3 ana konudaki taleplerini karşılayacak. Türk milli kimlik kavramını değiştirmek, ikinci talebi dil talebidir, üçüncü talebi ise yönetim hakkı talebidir. Eyalet alt yapısını geliştirmek. Anayasanın ikinci maddesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölünmez bir bütün olarak Anayasanın 2. maddesinde değişmeyen madde olarak yer alıyor. Bu maddede değişiklik olursa bu kişiyi Anayasa Mahkemesi yargılar. Başbakan bu anayasa değişikliği ile atacağı adımların önünü açıyor. Başbakan Anayasa Mahkemesini bu yüzden ele geçiriyor. Bir diğer husus usulsüz yapılan davranışlar yolsuzluklar sebebi ile yargıdan kaçtığı için Anayasa Mahkemesini ele geçirmeye çalışmasıdır. Başbakan’ın zimmet, kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik dosyaları dokunulmazlık sebebi ile hala bekletilmektedir” ifadelerini kullandı.
Alınan kararların Anayasanın konusu olmadığını kaydeden Bölükbaşı, Başbakan’ın PKK ve milli birlik ve kardeşlik adı altında kimlik kargaşasını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Habur’da yaşanan olayları da hatırlatan Bölükbaşı, teröristlerden medet yuman bir Başbakan tarafından yönetildiğimize dikkat çekti. Bölükbaşı; “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iki alanda kaygıları bulunmakta ve lekeli, bölücülü rejimine yönelik PKK açılımını desteklemek ve AKP döneminin yolsuzlukları, hırsızlıkları için yargıdan kaçmasından kaynaklanmaktadır. PKK açılımı bölücü terör örgütün sebebinin sürecinin başlatılmasıdır. Başbakan bu süreçte hep gizlemiştir. Kendisi Amerika’da ‘Ben bu açılım sürecini hazmettirerek kabul ettireceğim’ demiştir. Biz hazım sorunu yaşayacağımız süreçler ortaya çıkacak. Süslü laflarla hep konular geçiştirilmiştir. 19 Ekim 2009’da bir gurup terörist ülkemize giriş yapmıştır. Sözde zafer kazanmış muzaffer komutan edaları ile Türkiye’ye giriş yapan bu teröristlerin ayağına hâkim ve savcılar götürülmüştür. Teröristlerin kaldıkları bölgelerden Atatürk resimleri ve Türk Bayrakları kaldırılmıştır. Türkiye’ye teröristlerin Habur Kapısından giriş yaptığı için umut gören bir Başbakan var. Bunun dışında Anayasa Değişikliğinin arzuladığı bir diğer unsur ise milli birlik ve kardeşlik adı altında kimlik kargaşasını ortadan kaldırmak” dedi.
Referandumun Türkiye için bir kader seçimi olduğunu ifade eden Bölükbaşı, şöyle devam etti; “Bu referandum, AKP iktidarından demokratik yollarla kurtuluş sürecinin çok önemli bir kilometre taşıdır. Referandumdan çıkacak sonuç Türkiye’nin AKP’den kurtuluş sürecini de hızlandıracak. Türkiye’yi 7-8 yıl boyunca yangın yerine çeviren ilkesiz ve inançsız kadrolardan da sandık başında tecelli edecek milli irade yoluyla kurtulmak mümkün olabilecektir. Anayasa referandumu sadece teknik bir referandum değil, Türkiye’nin 8 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan ve AKP kâbusundan kurtuluşunun da bir provası olacaktır. Sayın Başbakan siyasi hayatının son kumarını oynamaktadır. Son ümidini de son bir kez milli irade dolandırıcılığı yapmaya bağlamıştır. Türkiye, siyasi tükenişinin son günlerini yaşayan bir Başbakanın dramına şahit olmaktadır.”
Bölükbaşı, milletin referandumda vereceği kararın, aslında Anayasanın 26 maddesinin değiştirilmesi veya değiştirilmemesinin ötesinde ülkenin ve milletin geleceğini yakından ilgilendiren hayati bir karar olacağını söyledi. Bu anlamda referandumun Türkiye için bir kader seçimi olduğunu ifade eden Bölükbaşı; “Halk oylamasının sonucu Türkiye’nin AKP’den kurtuluş sürecini de hızlandıracak. Başbakan siyasi hayatının son kumarını oynamaktadır. Son ümidini de son bir kez milli irade dolandırıcılığı yapmaya bağlamıştır” dedi.
Anayasa değişikliğinin daha fazla demokrasi ve daha fazla hukuk getirmek için yapılmadığını yineleyen Bölükbaşı, şöyle konuştu; “Referandumda AKP’nin asıl hedefi, Anayasa Mahkemesini ve HSYK’yı ele geçirmektir. 12 Eylül anayasasının izlerini siliyoruz, 12 Eylül ile hesaplaşmanın önünü açıyoruz diyorlar. Bunların hepsi birer kuyruklu yalandır. Asıl amaçlarını gizlemek için anayasa paketine makyaj olarak bazı maddeleri yerleştirmiştir. Amaçlarından birincisi PKK açılımının önünü açmak. İkincisi de 8 yıllık AKP iktidarı dönemindeki hırsızlık ve yolsuzlukların hesabını yargı önünde vermekten kaçmaktır. AKP açısından anayasa paketinin özü ve esası yargıyla ilgili düzenlemelerdir. Gerçek ülkücüler, 12 Eylülde Başbakan ve arkadaşlarına sandık başında cevap verecektir.”
Zor şartlarda yetiştiğini söyleyen kayıkçı bir babanın oğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın, gemi sahibi çocukların babası haline gelmesini değerlendiren Bölükbaşı; “Çocukları Amerika’da okuyan Başbakan bu ekonomik başarıyı nasıl elde etmiştir? Servetini meşru kaynağını açıklamakta zorlanmaktadır. Banka hesaplarında 2. 366. 109,95 TL (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı), 500.000 TL alacağı gözükmektedir. Bu size normal geliyor mu? Başbakan’ın bekleyen dosyalarının başlıkları; zimmet, kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik, her kademede yolsuzluktur. Başbakanın arkadaşlarının durumu bu. Milliteyçi hareket Partisi hangi konumda olursa olsun hesabı sorulacak” şeklinde konuştu.
Erdoğan’ın milliyetçi hareketin tarihine, hatıralarına ve şehitlerine sığınma ihtiyacı duyduğunu kaydeden, Bölükbaşı; “Son dönemde AKP’nin organizasyonuyla ‘eski ülkücüler’olgusu yaşanmaktadır. Bazı insanlar ’biz eski ülkücüyüz referandumda evet oyu vereceğiz’ diyor. Ülkücünün eskisi olmaz. Ya ülkücüsünüzdür ya değilsiniz. Yolları bizlerle yıllar önce ayrılmış insanların hala siyasi referans olarak kendilerini tanıtırken ülkücü sıfatını kullanmaları sosyolojik bir araştırmayı gerektiren bir garabettir. Üç tip ülkücü vardır. Bir ülkücü vardır, ikincisi ülkücü geçinenler vardır, üçüncüsü de ülkücülerin sırtından geçinenler vardır. Başbakan ülkücülerin sırtından geçinenlerin kervanına dahil olmuştur. MHP, şerefli mücadele tarihinin, anılarının, acılarının ve ebediyen içimizde yaşayacak aziz şehitlerimizin Başbakan ve arkadaşlarının ağzına alınarak kirletilmesine izin vermeyecektir” şeklinde konuştu.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ise toplantı konuşmasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan, kendisi hakkında dava açmasını istedi. Akcan, Başbakan Erdoğan’ın, 3,5 seneden beri kendisini yalancılıkla itham etmesine, gasp etmekle itham etmesine rağmen nedense bir türlü hakkında dava açmadığını söyledi. Akcan, “TBMM’de konu her gündeme geldiğinde yüzlerine söyledim. Her vesileyle kendileri aleyhine konuşan tazminat davası açan Başbakan, 3,5 seneden beri benim hakkımda her nedense, beni yalancılıkla itham ediyor, beni gasp etmekle itham ediyor diye hakkımda dava açmadı. Burada ulusal basında var. Onlar aracılığıyla bir daha söylüyorum. Sayın Başbakan benim hakkımda da dava aç” dedi. Akcan şöyle devam etti; “Yapmış olduğumuz bir ihaleyi bugün 2,5 milyarın Danıştay’ın keyfi davranışından bu milletin kaybettiğini Aydın Meydanı’nda anlatan Başbakan’a söylüyorum. 2,5 milyar Dolar önemli. 7,5 milyar dolar, 2,5 milyar doların 3 katı Sayın Başbakan. Araç muayene istasyonlarını ihale ettik, devletin kasasına koyduk. Alınacak her 100 lirasının 30 lirası bu işe yapan müteahhide, 70 lirası devletin kasasına girecek şekilde taksim edilirken, sen bu ihaleyi ‘yolsuzluk var, yolsuzluk yaptı bu ihaleyi yapanlar’ diye iptal ettirdin. Aradan bu kadar zaman geçti. Yolsuzluk yaptılar dediğin insan bir tanesi benim. Benim hakkımda bir gramlık işlem yapmadı. Yap diyorum. Yapmazsan biz yapacağız zaten.”
Bu sebeple Başbakan Erdoğan’ı yüce divana götüreceklerini dile getiren Akcan, “Adnan Menderes rahmetliye hatırlatarak ‘Beni onun gibi yüce divana göndereceklermiş’ diye ifade ediyor bugün miting meydanında. Seni haklı nedenlerle yüce divana göndereceğiz Recep Tayyip Erdoğan. Senin iptal edip, nereden ihale ettiğin işte şu an araç muayene istasyonlarında toplanan her 100 liranın 30 lirası devlete, 70 lirası yandaş müteahhide. İkisinin arasında fark şu günkü araç sayısı üzerinden yılda 600 trilyon lira. Bunu 20 yıllığına düşünün. Madem 2,5 milyar Dolar bu kadar önemliydi, toplam 20 yıllık süreçte faizi olmaksızın 7,5 milyar doların hesabını sormayacağız mı? İşte bunu soracağız. O da kendisi gibi biliyor, adına inandığı gibi biliyor ki yüce divana götüreceğiz ve Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi öyle şiir okuduktan sonra 3,5 ay yattığı gibi değil. O hapishanelerden çıkamayacak şekilde yüce divana gidecek. Niye? Yaptığı yolsuzlukların hesabını vererek” şeklinde konuştu.
|