Beşiktaş Atletizm Takımı oyuncularından Fadime Suna Çin'in Shenzhen kentinde gerçekleştirilen 26. Dünya Üniversite Yaz Oyunları'nda 10000 metrede Dünya Şampiyonu oldu. Basketbolla başlayıp, atletizmle devam eden spor hayatında hep en yukarıyı hedeflediğini söyleyen Fadime Suna, başarısındaki en büyük payeyi antrenörü İlhan Payısın'a veriyor. Payısın ise, 2000 yılından bu yana birlikte çalıştığı Fadime için şunları söylüyor; "Ben şanslı bir antrenörüm. Bu kadar sabırlı, azimli, hırslı, istekli başka bir insan olamaz". 2010 yılında Beşiktaş forması giymeye başlayan Fadime Suna, bu yıl kendisine çok sayıda teklif geldiğini ama Beşiktaşlı olduğu için bu teklifleri geri çevirdiğini dile getiriyor. Şimdiki hedefinin olimpiyatlarda yarışmak olduğunu belirten Fadime Suna, Serencebey'in sorularını yanıtladı...
Özgeçmişini, aileni, eğitim sürecini özetle anlatır mısın?
25 Ekim 1986 Afyon İhsaniye doğumluyum. Üç aylıkken babamın işi nedeniyle Eskişehir'e taşınmışız. Orta gelirli ailenin 3 çocuğundan biriyim. Evin küçüğü benim. Bir ablam ve abim var. Ablamın çok kısa süreli bir spor hayatı oldu. O zaman ablamın spor yapması benim de ilgimi çekmişti. Babam emekli, annem hala çalışmaktadır. Spora ilkokul 4. sınıfta başladım. Fahri Günay ilköğretim Okulu'ndan sonra liseyi Süleyman Çakır Lisesi'nde ve üniversiteyi de Afyon Kocatepe Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'nda okudum. Afyon'da imkanlar kısıtlıydı. 4 yıllık süreç benim için zordu. Hayatımda en çok istediğim şey Beden Eğitimi Öğretmeni olmaktı. Okuldan mezun olduktan sonra sporu daha istekli, daha azimli olarak yaptım. Atamam olabilmesi için ya KPSS'yi kazanmak veya sporda uluslararası bir başarı kazanmam gerekiyordu. Bunu da başardım. Çok istediğim öğretmenliği de spor sayesinde yapacağım. Spora başladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Spor Kulübü kendilerinde yarışmamı istedi. İlk antrenörüm Osman Cambaz ve ailemin de desteği ile 1999 yılında Anadolu Üniversitesi'nde kulüplü sporcu oldum. Antrenörüm de artık İlhan Bayısın'dı. O zamandan bu zamana bir çok başarılı sonuç elde ettik. Çok daha başarılı olabilirdik ancak bazen imkanlarımız yetersiz kaldı. En büyük başarımız tabii ki dünya şampiyonluğuydu.
Atletizme başlama hikayeni dinlemek isteriz?
Spor hayatıma Basketbolla başladım. O yaş grubuna göre Osman hocamla basketbolda başarılı olduğuma inanıyorum. Maçlarda hızlı olduğumu ve hiç durmadığımı gören Osman Hocam beni Eskişehir Kros İl Birinciliği'ne katılmamı istedi ve katıldık. İlk yarışımda birinci oldum. Basketbol antrenmanı ile kros yarışları kazanmamız ilerde iyi şeyler yapacağımızın belirtisiydi. 2000 yılında 10 Kasım Atatürk'ü Anma Yarışı'nda birinci oldum ve ödül olarak 10 cumhuriyet altını aldım. Bu ödül beni çok teşvik etti.
Beşiktaş formasıyla tanışman nasıl oldu?
2010 yılına kadar hep Eskişehir Anadolu Üniversitesi Spor Kulübü'nde yarıştım. Bana her zaman destek oldular. Büyük takımda yarışmak hep hayalimdi. Beşiktaş Kulübü'nde olmak kesinlikle ayrıcalık. Ben bunu yaşadım ve gördüm. 2010 yılında Beşiktaş Kulübü'ne transfer oldum. İyi ki olmuşum diyorum. BJK eşofmanlarını giymek, formasıyla yarışmak çok güzel bir duygu. Sıradan olmadığını hissediyorsun. Beşiktaş'tan transfer teklifi geldiğinde en çok babam istedi. Babam koyu bir Beşiktaş taraftarıdır. Antrenörümle değerlendirdik ve artık bizde bir Beşiktaşlı'ydık.
Atletizme başladığında hedeflediğin başarılar nelerdi, ne kadarını yapabildin, bundan sonraki hedeflerin nelerdir?
Atletizme ilk başladığımda en büyük hedefim Olimpiyat görmekti. Ancak basamakları tek tek çıkmak gerekiyor. Önce Türkiye şampiyonu olmak, sonra Balkan şampiyonu olmak ve Avrupa'da başarılı olmaktı. Bunların bir çoğunu gerçekleştirdik. Geçen sene tek hedefim vardı. Üniversiteler Dünya Şampiyonası'nda ilk üçe girmekti. Bu hedefimi de gerçekleştirdim.10000 metre de Dünya Şampiyonu oldum. Atletizmde en çok sevdiğim branş 1500 metre... Olimpiyatlarda 1500 metrede yarışmak istiyorum. Süreyya Ayhan'ın geçmişte başarılı olmasının beni tetiklediğini düşünüyorum.
Türkiye'de amatör sporcular ne tür zorluklarla karşılaşıyorlar?
Amatör sporcuların en büyük sorununun ekonomik olduğunu düşünüyorum. Malzeme, tesis, ulaşım gibi konuların hepsi ekonomik duruma bakıyor. Bunun dışında diğer branşlara verilen değer bize verilmiyor. Atletizm çok emek isteyen bir branş. Ben nankör bir branş diye adlandırıyorum. Hata kabul etmez. 2 gün antrenman yapma geri gidersin. Fakat bir futbol kadar, bir basketbol, bir voleybol kadar değer verilmiyor. Başarılarımız kısa süreli ve mütevazi bir şekilde belli bir kesimde yaşanıyor. Seyircimiz yok, hiçbir yarışmamız naklen yayınlanmıyor. Reklam yoksa para yok. Para yoksa ilgi de yok.
Uluslararası yarışlarda Türk atletlerin rakiplerine göre avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Avantajımızın olduğunu düşünmüyorum. Dezavantajımız daha çok . Uluslararası yarışma tecrübemizin eksik olduğunu düşünüyorum. Şu anda hala Atletizme ait bir salonumuz yok. Mart ayında yapılacak olan Salon Dünya Şampiyonası ülkemizde ancak salon hala bitmedi. Bu da salon şampiyonalarında bizlerin diğer ülkelerin sporcularından bir adım geride olduğumuzu gösteriyor. Tecrübesizlik bizlere çok yarış kaybettirebiliyor .Şu ana kadar yaşadığım tek avantajlı durum Üniversiad'da 5000 metrede iki Türk olarak Binnaz Uslu ve benim finalde yarışmamız ve birbirimize destek vermemizdir.
Shenzen'de düzenlenen 26. Universiade Yaz Oyunları'nda milli takım adına yarıştın ve şampiyon oldun. O an hissettiklerin nelerdi?
25 yıllık hayatım da bana geriye dönüp hangi anı yaşamak istersiniz diye sorulursa Üniversiade Yaz Oyunları'nda 10000 metre yarışının her dakikasını her saniyesini tekrar yaşamak isterdim derdim. Özellikle son 5 tura girdiğim an ve çizgiden geçtiğim an en büyük mutluluktu benim için. Yarış bitiminde bana atılan Türk bayrağı ile milyonlarca insanın önünden koşmak muhteşem bir duygu. Çizgiyi zor geçiyorsunuz, çok yorulmuşsunuz, belki adım atacak haliniz yok ama koşuyorsunuz. O an çok güzel. Bu durum anlatılmaz yaşanır diyorum. Kürsüye çıktığımda ağlamamak için kendimi ne kadar tuttuysamda göz yaşlarıma hakim olamadım.
Antrenörlerinden bahseder misin?
14 yıldır bu sporu yapıyorum. Atletizme başladığım da ilk düzgün koşmayı, kol çekmeyi, akıcı koşmayı, ekonomik koşmayı, yanlışlarımı, doğrularımı gösteren, uyaran hep İlhan Bayısın'dı. Başarımda başarısızlığımda hep yanımdaydı. Hep destekçim oldu. Hala da öyle. Ben kendimi diğer sporculardan şanslı hissediyorum çünkü bu işi gerçekten bilen ve sporcusuna değer veren bir antrenörle çalışıyorum. Başarıyı yakalamam da en büyük destekçim antrenörümdü. Bana hep güvendi.
Beşiktaş JK'nin sana ilgisi nasıl? Sorumlu yöneticiler seninle ilgileniyorlar mı?
Beşiktaş Kulübü bugüne kadar bana hep destek verdi. Vermeye de devam ediyor. Kulübümü zaman zaman ziyaret ediyorum. Kulüpteki herkesin bana karşı ilgileri çok güzel. Kulüp binasından içeri girdiğimde aile sıcaklığını hissediyorum. Bu farklı ve güzel bir duygu. Bunu başka kulüplerdeki sporcuların hissettiğini ve yaşadığını düşünmüyorum. Bu da benim için bir ayrıcalık diye düşünüyorum. Hafta sonu kulüpteydim. Doğan Bey'i ve Levent Bey'i ziyaret ettim. Beni sıcak bir şekilde karşıladılar. Önümüzdeki sezonla ilgili konuştuk. Dünya salon şampiyonası ve olimpiyatlarda yarışmak istediğimi söyleyince en az benim kadar heyecanlandıklarını hissettim. Bana her türlü desteğe hazır olduklarını olimpiyatta bir Beşiktaşlı'nın yarışmasını canı gönülden istediklerini söylediler. Ben çok mutlu oldum ve antrenmanları çok daha hırslı yapacağım. Ülkemi ve Beşiktaş'ı en iyi şekilde temsil edeceğim.
Eklemek istediklerin?
Son söz olarak bu sene bana çok transfer teklifi geldi. Çok cazip teklifler aldım. Kulübümden aldığımın çok üzerinde maddi imkanlar sağlayacaklarını söylediler. Ama ben Beşiktaştayım. Beşiktaşlıyım.
|