Bugun...
EVLENECEK OLAN GENÇLER SINAVA TABİ TUTULSUN


Filiz BAHÇIVAN YAZIYOR...
111
 
 

Geçtiğimiz gece annemle balkonda oturmuş çay içiyorduk. 

İtiraf etmeliyim annemle balkonda çay içmek dünyanın en güzel şeyi bana göre. Çünkü çay, balkon ve annemin hoş sohbeti bir arada. İnsan daha ne ister ki hayattan. 

Neyse!

Dalmışısız anne-kız konuşuyoruz ordan burdan. Tam da o sırada kapımızın önünden yüksek sesli kornalar eşliğinde gelin konvoyu geçti. 

 

Amannn diye bir ses geldi Doğrucu Davut'tan ve şöyle dedi. O kadar hangameye ne gerek var? Nasılsa bir kaç aya kalmaz boşanır bunlar.

Bu arada Doğrucu Davut ben oluyorum. 

Tabii bunları söyledğim için sağ olsun annemden bir ton  azar işittim.

Neymiş efendim? Yine şom ağzımı açmışım,  hemen çenemi kapatmalıymışım.  Tabii mecburen susmak zorunda kaldım. 

Ancak susmuş ya da susturulmuş  olmam,  günümüz gerçeğini değiştirmiyor maalesef. 

İnsanlar amaçsız, gayesiz  koştur-koştur evleniyorlar. Sonra aynı hızla koştur-koştur boşanıyorlar.

 

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? bilmiyorum ama,  ben son yıllarda yaşanan evlilikleri "gayri meşru" ilişkilere benzetiyorum. 

Olursa olur, olmazsa boşanırım, düşüncesi pek yaygın. 

 

 

Amaç ne o halde? diye soracaksınız haklı olarak.  Hemen kısaca ona da açıklık getireyim. 

Etrafımdan gözlemlediğim kadarıyla, genç kızların "evde kalma korkusu". evlenme sebeplerinin başında geliyor. 

Aile baskısı ile özgürlüğü kısıtlanmış   genç kızlar ise  evliliği bir kaçış yolu olarak görüyor. 

Bir de gelinlik giyme sevdası, düğün yapmak, balayına gitmek gibi hevesler için evlenen bir dolu genç kızımız da yok değil hani.

 

 

Erkeklere gelirsek. Onların da evlilik müessesini ciddiye aldığını düşünmüyorum. 

Bir çok erkek,  özgürlüğüne düşkündür ve bu özgürlüğünün elinden alınmasına sıcak bakmaz. 

Ancak gelin görün ki,  karşı tarafın evlilik konusunu gündemde tutması, toplumun dayatması, özellikle erkek annelerinin ısrarlı çabaları. erkeği mecburi bir evliliğe doğru sürüklüyor. 

 

Sonra ne mi oluyor? Anlatayım.

Birbirinden hoşlanan çiftler, evliliğe hazır olduklarını düşünerek, soluğu nikah dairesinde alıyorlar. 

Ve kıyılan nikahla evlilik bir yarış pistine dönüşüyor. Evet, evet tam da böyle oluyor. 

Çiftler arasında hep bir çekişme, bitip tükenmeyen galip gelme savaşı.  

Sen yapamazsın, ben yaparım, sen bilmezsin-ben bilirim kavgası, bir garip üstünlük mücadelesi. sürekli ön planda olma isteği, ben, sadece ben bencilliği,

Senin paran, benim param hesaplaşması. Ve tüm bu sebeplerden kaynaklanan sonu gelmeyen kavgalar.

 

Sevgi yok, saygı yok, sabır yok, anlayış yok. Tahammülsüzlük diz boyu.

En ufak bir kavga anında bile, akla ilk gelen boşanma oluyor. 

Üzgünüm ama gerçek bu. 

 

Kadınlar saygıyı, erkekler sadakati, aileler ise evlatlarını evlendirirken öğütlemeyi unuttu.  

Aman ha kızım eşini hoş tut, saygıda kusur etme, ailesiyle iyi geçin, ya da aman ha oğlum, eşine iyi bak, onu sev, say gibi nasihatların yerini "biz bilmeyiz gençler bilir" safsataları aldı yürüdü maalesef. 

Sonuç'mu?  Sonuç, boş buldukları meydanda at koşturan çiftler ve ardı arkası kesilmeyen boşanmalar. 

 

Peki boşanma oranlarını  en aza indirmek için neler yapılabilir? 

Benim bu konu hakkında acayip fikirlerim var. 

Mesela diyorum ki, evlenmek isteyen çiftler  Devlet'in resmi kurumlarında sınava tabi tutulmalı. 

Hepatit B, aids gibi testlerden geçiyor ya, aynı zamanda ehliyet sınavlarında olduğu gibi mecburi kurslara dahil edilmeli. 

Eş olma becerisine sahip midirler, müstakbel eşleri ile uyum halinde midirler, ortak hedefler belirleyebilecek midirler. 

Psikolojik olarak hazır mıdırlar?

Kişiliklerini tamamlamışlar mıdır?

Gerçek anlamda birbirlerini seviyorlar mıdır?

Yoksa sırf hormonların etkisiyle mi brbirlerinin çekim alanına girmişlerdir?

Sağlıklı bir aile kurma yetisindeler midir? 

 

İyi de bu açılardan bakılırsa kimse evlenemez diye düşüne bilirsiniz.

Evet tam da bunu demek istiyorum. 

Kimsenin hiç kimsenin hayatını karartmaya hakkı yoktur!

Olamaz!

Olmamalıdır. 

 

Sınavlardan geçemeyenler ne olacaklar sorusuna gelince.

Geçene kadar çalışacaklar.  Başka yolu yok. 

Tedavi mi olunacak, olunacak tabi ki.

Fikirler mi değişecek? 

Değişebiliyorsa, elbette. 

Ya o sınav kazanılacak, ya da bir ömür evlenilmeyecek. Bu kadar net! 

 

Peki tamam yine çok uzattım farkındayım. 

Hemen yazımı noktalıyorum ve son olarak diyorum ki, fikirlerim bir çoğunuza cazip gelmesede, evliliklerde ehliyet şart! 

Filiz -Bahcıvan--



Bu yazı 181 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI