Bugun...
MENDERES İKTİDARININ SONA ERİŞİNİN 61'İNCİ YIL DÖNÜMÜ


Filiz BAHÇIVAN YAZIYOR...
111
 
 

27 Mayıs 1960'ta Adnan Menderes ve Demokrat Parti'yi iktidardan indiren ihtilalin üzerinden tam 61 yıl geçti. 10 yıl süren Menderes iktidarı "Türk askerlerinin NATO üyeliği uğruna Kore'ye gönderilmesi" "Akademisyen, yazar ve gazetecilerin tutuklanması", Tahkikat komisyonlarının kurulup fişlenmelerin başlaması" Toplumun Vatan Cephesi aracılığıyla kutuplaştırılması, Sol düşmanlığı, Amerikan hayranlığı gibi kodlanmalarla hatırlanıyor bugün. 

 

27 Mayıs darbesi sonrası fikir ayrılıklarıyla için çok şey yazıldı, söylendi. 

Kimi "devrim" dedi, kimi "darbe", kimi "ihtilal" dedi, kimi "müdahale". 

Kimi "devrimci bir tokattır "dedi, kimi "demokrasi tarihinde kara bir leke". 

Bir yandan 20 yıl Hürriyet ve Anayasa Bayramı" olarak kutlandı, diğer yandan "Demokrasinin infazı" denildi. 

Çünkü bu ülkede darbeler paylaşılmıştı. Darbe solu ezdiyse sağa göre devrim idi, sağı ezdiyse sola göre devrim. 

 

27 Mayıs günü ne oldu. Hatırlayalım. 

Emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşmemiş olan darbe düşük rütbeli subaylardan oluşan 37 kişilik bir grubun planlanması ile sabah erken saatlerde uygulandı. 

Darbeye hazırlık olarak kritik noktalara kendine bağlı askerleri yerleştiren bu grup, hızlı bir şekilde üst komuta kademesini etkisiz hale getirdi ve ardından Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Demokrasi Parti lideri Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere devlet ve hükümet yetkilileri tutuklandı. 

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun, İstiklal Savaşı kahramanlarından Ali Fuat Paşa ve Kore gazisi Tahsin Yazıcı da tutuklananlar arasındaydı. 

Bu tutuklanmaların yanı sıra 235 general ve 3 bin 500 subay emekli edildi. 147 öğretim görevlisinin işine son verildi ve 520 hâkim ve yargıç görevden alındı. 

Bu 37 subayın oluşturduğu Milli Birlik Komitesi (MBK) ülke yönetimine geçti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ile anayasa feshedildi. 

 

27 Mayıs'ın gerekçesi olarak:

İsmet Paşa seçimle kazanmadığı iktidarı darbeyle kazanmak istendi" denilmişti. "Menderes, Amerika'dan istediğini alamayınca Sovyetlere yöneldi" denilmişti. 

1932'den itibaren Türkçe okunan ezan, 1950'de Demokrat Parti (DP) ile Arapça okunmaya başlanmıştı. "Ordu ve de özellikle genç subaylar bundan rahatsız oldu" denilmişti. Bu söylenenlerin az da olsa etkisi var mıdır? Bilemiyoruz ama: 

Çok partili sisteminin işletilmemesi, DP iktidarının muhalefetin sesini susturmaya çalışması. 

ABD ve NATO karşıtlığının yükselmesi ve muhalif seslerin topluma yansır olması. Ve

Kuzeyde Sovyetler Birliğinin ve Sosyalist Sistemin çekim gücü olur endişesi. 

Batı Bloku içinde yer almış, ama Batı'nın yönetsel normlarından uzak olan devlet yapısının yeniden dizayn edilmesi. (AYM, DPT, MGK, HSK, TRT, senato gibi) 

Ve de tüm bu olgular için otoriter bir yönetime ihtiyaç duyulması.

27 Mayıs'ın asıl belirleyicisi, işte bu nedenler olmuştu. 

 

Sonuç olarak 27 Mayıs 1960 günü ordu yönetime el koymuştu. 

Ve de 27 Mayıs Cuma sabahı Kurmay Albay Alparslan Türkeş okuduğu bildiri ile duyurulmuştu.

Ama bildiride NATO'ya, CENTO'ya bağlılık özellikle vurgulanmıştı. 

Ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu 1961 yılının 16 Eylül günü, Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül günü İmralı adasında idam edilmiştir. 

 Filiz Bahcıvan 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI